56 / 114
الواقعة
Al-Waaqia Suresi
Abdullah Basfer
Hafs an Âsım · Murattal
Dinlemeye hazır · 96 ayet
Al-Waaqia
96 ayet · Abdullah Basfer, Hafs an Âsım
0:00Her 10 ayette bir çizgi--:--
Hız
Bitince
Uyku zamanlayıcısı
Sesi değiştir · Al-Waaqia Suresi kesilmeden devam eder
Al-Waaqia Suresi · tilaveti takip edin
Ayet zamanlamaları mp3quran.net’ten yükleniyor…
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
56:1
إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ١
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
56:2
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ٢
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
56:3
خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ٣
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
56:4
إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا٤
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
56:5
وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا٥
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
56:6
فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا٦
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
56:7
وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً٧
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
56:8
فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ٨
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
56:9
وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ٩
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
56:10
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ١٠
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
56:11
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ١١
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
56:12
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ١٢
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
56:13
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ١٣
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
56:14
وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ١٤
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
56:15
عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ١٥
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
56:16
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ١٦
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
56:17
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ١٧
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
56:18
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ١٨
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
56:19
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ١٩
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
56:20
وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ٢٠
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
56:21
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ٢١
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
56:22
وَحُورٌ عِينٌ٢٢
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
56:23
كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ٢٣
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
56:24
جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ٢٤
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
56:25
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا٢٥
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
56:26
إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا٢٦
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
56:27
وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ٢٧
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:28
فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ٢٨
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:29
وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ٢٩
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:30
وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ٣٠
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:31
وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ٣١
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:32
وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ٣٢
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:33
لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ٣٣
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:34
وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ٣٤
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
56:35
إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً٣٥
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
56:36
فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا٣٦
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
56:37
عُرُبًا أَتْرَابًا٣٧
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
56:38
لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ٣٨
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
56:39
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ٣٩
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
56:40
وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ٤٠
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
56:41
وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ٤١
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
56:42
فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ٤٢
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
56:43
وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ٤٣
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
56:44
لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ٤٤
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
56:45
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ٤٥
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
56:46
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ٤٦
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
56:47
وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ٤٧
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
56:48
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ٤٨
"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"
56:49
قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ٤٩
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
56:50
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ٥٠
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
56:51
ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ٥١
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!
56:52
لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ٥٢
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.
56:53
فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ٥٣
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;
56:54
فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ٥٤
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;
56:55
فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ٥٥
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;
56:56
هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ٥٦
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.
56:57
نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ٥٧
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
56:58
أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ٥٨
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
56:59
ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ٥٩
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
56:60
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ٦٠
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
56:61
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ٦١
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
56:62
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ٦٢
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?
56:63
أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ٦٣
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
56:64
ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ٦٤
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
56:65
لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ٦٥
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
56:66
إِنَّا لَمُغْرَمُونَ٦٦
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
56:67
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ٦٧
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
56:68
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ٦٨
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
56:69
ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ٦٩
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
56:70
لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ٧٠
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?
56:71
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ٧١
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
56:72
ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ٧٢
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
56:73
نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ٧٣
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.
56:74
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ٧٤
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
56:75
فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ٧٥
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
56:76
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ٧٦
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
56:77
إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ٧٧
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
56:78
فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ٧٨
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
56:79
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ٧٩
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
56:80
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ٨٠
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
56:81
أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ٨١
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?
56:82
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ٨٢
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?
56:83
فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ٨٣
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
56:84
وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ٨٤
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
56:85
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ٨٥
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
56:86
فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ٨٦
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
56:87
تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ٨٧
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
56:88
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ٨٨
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
56:89
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ٨٩
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
56:90
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ٩٠
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,
56:91
فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ٩١
"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.
56:92
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ٩٢
Eğer, sapık yalancılardan ise,
56:93
فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ٩٣
Ona kaynar sudan konukluk sunulur.
56:94
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ٩٤
Cehenneme sokulur.
56:95
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ٩٥
Doğrusu kesin gerçek budur.
56:96
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ٩٦
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
Türkçe · Diyanet İşleri · Tanzil.net kopyası · tanzil.net/trans · ticari olmayan kullanım
Sıradaki
Sonunda durur57الحديد
Al-Hadid
29 ayet
58المجادلة
Al-Mujaadila
22 ayet
59الحشر
Al-Hashr
24 ayet
60الممتحنة
Al-Mumtahana
13 ayet
61الصف
As-Saff
14 ayet
62الجمعة
Al-Jumu'a
11 ayet
Diğer kârilerden Al-Waaqia Suresi
Bu kayıt hakkında
Kâri
Rivayet
Hafs an Âsım
Tarz
Murattal
Dosya
cdn.mp3quran.net/audio/abdullah-basfar/r1/056.mp3
Süre
Yüklenince gösterilir
Zamanlamalar
mp3quran.net ayet zamanlamaları
Ses: mp3quran.net, kâri: Abdullah Basfer. Kendi sunucularından akış olarak gelir, asla kopyalanmaz.
Siz gezinirken dinleme sürer: alttaki mini oynatıcı her sayfada sizinle gelir.